Ekonominin tansiyonu / Niyazi Koç yazdı

Ekonominin tansiyonu bir düşüp yükselirken şimdilerde yüksek tansiyon havası hakim durumda.
Küresel gelişmeler ise her geçen gün bizleri de bir şekilde etkilemektedir .
Fakat olumlu gelişmeler olmasına rağmen şunu kabul etmeliyiz ki Türkiye ekonomisi yüksek tansiyon hastasıdır.
Gerçek olan da budur.
Tansiyon hastaları da sürekli ilaç kullanmak zorundadır.
Yıllardan beri ekonomiyi yönetenler, büyüme masalları anlatanlar, gelir seviyemiz artıyor yalanlarını sıralayanlar , sıcak para ekonomisinin bayraktarlığını yapanlar ve bu yalanları ile milleti uyutanlar, özelleştirme adı altında üretim ekonomisinin köküne kibrit suyu dökenler, fabrikaları rant uğruna peşkeş çekenler ,bul karayı al parayı ekonomisinin şampiyonluğunu yapanlar için yolun sonu gözükmüştür.
Çünkü ekonomiyi yönetenler son günlerde büyük bir telaş içindedir.
Ekonomi kurmayları yapılan basın toplantılarında krize kesin çöümler bulmak ve yapmak yerine pansuman tedavilere devam ediyorlar yani oyalanmaya devam özetle;
’Krizle yaşamaya devam’’
AKP iktidarı artık ekonomi yönetiminde duvara dayanmıştır. Çıkmaz da olduklarını ‘Güçlü ve Dengeli Büyüme İçin Yapısal Dönüşüm’ başlatmaları bile krizin itirafından başka bir şey değildir.
Şu an sadece çöken yapıyı ‘dönüştürme’ telaşına düştüler.
Türkiye ekonomisini dünya ekonomisi ile bütünleştirme adı altında herkesi tüketim ekonomisinin çıkmazına sürüklediler.
Bu yapıda herkes borçlandı! Herkes hasta! .
Açıklanan programlar ile Borçlanma Ekonomisinin devam edemeyeceğini de ilan edilmiştir açıkça.Yani Özal ‘la balayan sıcak para ekonomisi sürdürülemez hale gelmiştir.
Turgut Özal ile başlayan ve AKP iktidarı ile devam eden Borçlanma Ekonomisinin sonunun geldiği bizzat uygulayıcıları tarafından ilan edilmiştir.
Bu durum Okyanuslara küreksiz açılmaktan başka bir şey değildir.
Ekonomide fırtınaların kopacağını bir türlü anlamak istemediler.
Gökyüzünde karabulutların toplandığını göremediler, yer altından gelen uğultuları duyamadılar.
Paranın giriş çıkışına devam denetimi kaldırdınız, denetimsizliğin ne olduğunu halen anlamak istemiyorlar.
Gümrükleri kaldırdınız , şimdilerde de lüks tüketime yeniden vergiler koymaktan bahsediyorsunuz. Ülkeyi açık Pazar haline getirip ithalat cennetine çevirdiniz.
Üreticinin belini kırdınız, şimdilerde üretim ekonomisinden bahseder oldunuz.
Tarıma verilen destekleri kaldırdınız, şimdi tarıma destekten bahsediyorsunuz.
Niçin Mafya-tarikat Ekonomisine yol verdiniz, şimdilerde kayıt dışı ekonomiyi sınırlamak şimdi mi aklınıza geldi?
Merkez bankasını döviz büfesine dönüştürdünüz, şimdilerde ise Merkez Bankasına sığınır oldunuz.
Şimdilerde ise peş peşe açıklanan ‘ Yapısal Dönüşüm Planlarıyla artık ‘ Türkiye’nin mecburiyetleri önünde diz çökmektedirler.
Mecburiyetler üretim ekonomisine yönlendirmektedirler.
Türkiye’nin önünde kaçınılmaz olarak ;
Milli Direnme Ekonomisi var,Devletçilik var,Halkçılık var! Plan var !.
Üretim ekonomisi var!
Yerli üreticinin desteklemesi var!
Yerli Malı Yurdun Malı anlayışı var !
Avrupa Gümrük Birliği ile ilişkilerin gözden geçirilmesi var! Derhal çıkılması zorunlu hale gelmiştir.
İthalatın daraltılması var.İthalata bağlı ihracatın sonuna gelinmiştir.
Kamu kurumlarını yeniden canlandırılması var.
Bütün bunlar Türkiye’nin önündeki mecburiyetlerdir.